Manchester’ın kırmızı yakası, son zamanlar baya çalkantı içerisinde. Sir Alex eleğini astıktan sonra, takip edenler kendisinin dublorü dahi olmayı başaramadı. Aceleci bir kararla, fazla kurcalamadan David Moyes’u getiren United yönetimi, çok geçmeden yaptıkları hatanın farkına vardı ve kendilerini yıllardır başarıya götüren metoda geri dönme kararı aldı; İstikrar. Bir düzen kurabilecek, zamanla makine işleyişi yaratabilecek bir antrenör ararken Van Gaal’de karar kıldılar. Hollandalı’nın biraz kibirli ve ukala yapısının da mevcut şartlara uyum sağlayacağını düşünmüş olmalılar. Bir kadroya, özellikle de bu seviyedeki oyunculara liderlik yapacak birinin biraz çılgın olması elbette gerekli.
Ancak onca yatırıma rağmen, evdeki hesap çarşıya uymadı. Çalıştığı ilk sezonda şampiyonluk yarışından erken koparak ligi 4. bitiren United, bu sezonun ilk devresi itibariyle 5. konumda ve Şampiyonlar Ligi’nde ikinci tur vizesi alamadı. İlk devrenin sonunda oynadığı son 6 maçta da 3 mağlubiyet ve 3 beraberlik alabildi.
Bu başarısızlığın temelinde yatan nedenler arasında öncelikle transfer başarısızlığı gelmekte. İlk sezonda Di Maria, Rojo, Blind, Shaw, Herrera, Falcao’yu transfer ederek toplam 195 milyon € harcayan United, bu sezon da Memphis, Martial, Schweinsteiger, Schneiderlin, Darmian’a toplam 140 milyon € bonservis bedeli ödedi. Faturanın büyüklüğünün yanında, alınan oyuncuların hiçbiri üst düzey performans sergilemedi. 1 tanesi bile. Başta Di Maria olmak üzere, dünyanın her takımında kendine yer edinebilecek oyuncular bile sahada hiçbirşey veremediler bu düzende.
İşin daha da acı tarafı, bu imkanlarda transfer yapan bir takım hala savunmanın ortasında Smalling – Phil Jones ikilisiyle oynamakta. Sağ bek ve sol bek olarak da Ashley Young ve Antonio Valencia sıkça kullanıldı. Spor programlarımızda sıkça duyduğumuz “kadro mühendisliği” kalıbını en çok United için sorgulamak gerek. Keza 6 tane orta saha oyuncusu olup, 1 forvet ve 2 stoperi olan bir takım yaratmak çok cesurca.
Rooney’e de ayrı bir parantez açmak gerek; Sir Alex zamanında ikinci forvet olarak harikalar yaratan, İngilizlerin elit futbolcu seviyesine çıkan belki de son yıllardaki tek oyuncusuyken artık sahada daha ziyade emekli futbolcuyu anımsatan bir görüntüsü var. Son derece hantallaşan Rooney artık bırakın elit seviyeyi, Premier Lig seviyesinde bile ne vereceği tartışılır hale geldi. Bu sezon oynadığı 14 Premier Lig maçında, sadece 2 gol kaydedebildi.
Ligin ilk yarısında oynanan 19 maçta sadece 22 gol atabildi United. Oturup istatistikleri çıkarsam, bilemiyorum en son ne zaman bu kadar düşük bir rakamla karşılaşılmıştır. Louis Van Gaal belki de savunma zafiyetlerini örtmek adına daha kontrollü oynayan bir takım yaratma düşüncesindeydi ama rakip kaleye zor gidebilen bir takım buldu elinde. İşin daha da acı tarafı, sürekli kazanabilen bir takım olma psikolojisi çok uzun süren çalışmalar sonunda elde edilen birşey. United artık eski şanlı günlerini geride bıraktığını gerek oyuncularına gerekse taraftarlarına işlemiş durumda, ki bunu düzeltmek yoğun iş isteyen birşey.
United tribünleri de artık iyiden iyiye Jose Mourinho tezahuratlarıyla yönetime bir mesaj vermekte. Artık şampiyonluk, gelinen noktada çok zor görünüyor. Gelecek sezonun çalışmaları için belki bir kan değişikliği bazı noktalarda takıma fayda sağlayacaktır. Van Gaal’ın altındaki buz ise her geçen gün daha da eriyor ve her an kendini kapının önünde bulabilir. Belki de kendisi saha kenarında not tutmayı biraz azaltarak, sahadaki sorunlara çözüm üretmeyi başarabilir.
Yamaç Yaman


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder