Geçtiğimiz yılı Galatasaray "yerel" olarak şüphesiz başarılı kapattı. Türkiye'de alınabilecek her kupayı aldı ve 4.yıldızı taktı Sarı-Kırmızılılar. Ancak; "yerel" başarılar, Galatasaray'ı iyi bir takım yapıyor muydu ? Hayır. 2014-15 sezonunun sonlarına doğru Eskişehir'de Emre Güral'ın 40 metreden çatala vurduğu top Galatasaray'ın eline verdi ipleri. Eğer o muazzam gol olmasa idi İsmail Kartal'lı Fenerbahçe'nin ipi göğüsleyen takım olması çok muhtemeldi. Ancak; Galatasaray ligin bitimine 6 maç kala aldığı o ipleri ecel terleri dökerek de olsa Fenerbahçe'ye geri vermedi ve Türk futbol tarihinde 4. Yıldızı takan ilk takım oldu. Bu "yerel" başarı, Galatasaray'ın apaçık ortada olan eksiklerini teknik heyetin ve yönetimin göz ardı etmesine neden oldu. Yani, Mustafa Denizli'nin dediği gibi bu başarılar neşterin vurulmasının önüne geçmiş ve bir hayal dünyasına sokmuştu Hamza Hamzaoğlu'nu. "Yerel" başarıya vurgu yapıyorum çünkü Galatasaray, Türkiye'de 3 kupa ile kapattığı sezon Şampiyonlar Ligi'ni ise "1" puanla kapatmıştı. Aynı kadronun, üstelik Melo'yu da kaybetmiş olarak Şampiyonlar Ligi'nde başarılı olması mümkün değildi. Türkiye'deki başarılarla gözü boyanan Hamza Hamzaoğlu gerekli olan takviyeleri yapmadı ve daha kasım ayında Galatasaray Yönetimi genç hocayla yollarını ayırdı.
Mustafa Denizli, şüphesiz Hamza Hamzaoğlu'na kıyasla çok daha tecrübeli. Yaptığı açıklamalarda takımdaki eksikleri gördüğünü ve bu eksikleri gidermek adına takviyeler yapacağını gösteriyor. Zaten Mustafa Denizli yönetimden "transfer sözü" almasa bu malzemenin başına şef olarak geçmeyi kabul etmezdi. Sonuçta "ne kadar ekmek, o kadar köfte". Kıymanın pahalı olmasına da gerek yok, yeter ki bir kıyma olsun ortada ama şuanda Galatasaray'da kıyma ve ekmek yok.
Gelelim 2016'daki " Yeni Galatasaray" a; İlk takviye Ryan Donk. Asıl mevkii stoper olan Hollandalı, Kasımpaşa'da ön liberoya evrildi ve çok başarılı işler çıkardı. Her ne kadar stoperden devşirme bir orta saha riskli de olsa kendisine ve bonservisine ödenecek toplam 3 milyon euro bu riski almayı cazip kılıyor. Donk, ligin en çok ikili mücadele kazanan oyuncusu olarak Galatasaray'da da bu performansına devam ederse sarı-kırmızılıların "sertlik" arayan orta sahasının bu eksikliğini giderebilir. Buna ek olarak hava toplarında da etkili olan Donk, sarı-kırmızılıların orta sahada Melo'nun gitmesiyle kaybedilen "hava sahası" üstünlüğünü tekrar ele geçirmesine de yardımcı olabilir. Donk ile ilgili tek soru işareti ise stoperden devşirme bir orta saha oyuncusu olarak orta sahada baskı yediğinde doğru pas tercihlerini yapıp yapamayacağı. Zira stoperde top ayağınızdayken daha rahatsınızdır çünkü sahaya yüzünüz dönüktür. Ancak; orta sahada 360 derecenin tamamının "farkında" olmalısınız özellikle de baskı yediğinizde. Bakalım bunun üstesinden gelebilecek mi Hollandalı Donk.
Transferde adı geçen isimlere baktığımızda ( Van Rhijn, Tannane, Donk, Damiao vs.. ) Mustafa Denizli'nin bütün eksiklerin farkında olduğunu söyleyebilirim. Galatasaray bu transfer döneminde geç kaldığı hamleleri şüphesiz yapacak, belki ligin treni kaçmış olabilir ama hala Avrupa Ligi kartı Galatasaray'ın elinde. Avrupa'da elde edilecek her başarı ligdeki başarıdan çok daha önemli ve hatırlatayım; Uefa Avrupa Ligi Şampiyon'u artık Şampiyonlar Ligi Bileti'ni de cebine koyuyor.
Galatasaray 2016 yılına pek de iyi girmiyor, ligdeki puan durumu, Sneijder'in sakatlığı, mali durumun düsensizliği gibi kara bulutlar dolaşıyor Galatasaray'ın üzerinde. Ancak; Galatasaray takımı sahiplenen ve ellerinden geleni yapan 3 üst seviye futbolcuya sahip. Bunlar Sneijder, Muslera ve Chedjou. Eğer Galatasaray, yeni yılda bu üç oyuncuya sorumluluk verir ve onların etrafına doğru parçaları yerleştirebilirse yeni yıla ümitle bakabilir sarı-kırmızılılar.
Metecan Kanbur

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder