28 Aralık 2015 Pazartesi

Lider

 
Beşiktaş, Konyaspor galibiyetiyle ilk devreyi 11 sene sonra ilk kez lider bitirdi. 4-0’lık çarpıcı skordan da öte, oynanan tek taraflı oyun daha cezbedici olan taraftı. Bir ağır siklet boksör ile, tüy siklet boksorün mücadelesi gibiydi; Konyaspor daha 10. dakikadan itibaren “bu maçı nasıl 0-0 bitiririz” düşüncesiyle oynayarak Beşiktaş’a yapabileceği en büyük yardımı yaptı. 
Aslında iyi yaptığı şeylerle, kötü yaptıkları çok belli olan bir takım Beşiktaş. İyi yaptığı şeyleri çok iyi yapıyor olsa da, eksiği olan noktalarda da sorunları aynı oranda büyük. Konyaspor’un sadece pas yaparak, her duran topu geciktirerek tempoyu düşürme felsefesini benimsemesi belki de uygulanabilecek en kötü ve çaresiz stratejiydi. Strateji zaten ilk gole kadar tuttu ve direnç yitirilince arkası geldi. Karşınızda ne kadar iyi bir takım olursa olsun, rakip kaleyi hiç tehdit etmeyerek puan almak artık çok ilkelce bir düşünce. Aykut Kocaman’ın maçtan sonra 5 İstanbul takımına yenilmelerinin nedenlerini sorgulayacağını söyleyemesi, doğru cevabın aslında “ayna” üzerinde yattığını henüz farketmemesinden kaynaklanıyor.
 Mario Gomez, Sosa, Oğuzhan ve Quaresma sahada aldıkları sürenin tamamında son derece iştahlı ve olumlu işler yaptılar. Quaresma bu sezonki en verimli maçlarından birini oynarken bile takımına zarar verebilecek bir oyuncu olduğunu da gördüğü kartla belli etti. Trabzonspor maçında ağzı yanan Şenol Güneş, bu sefer böyle bir risk almak istemedi haklı bir şekilde.
 Andreas Beck ve İsmail yine işin savunma tarafında gayet yeterli bir performans sergilediler. Atağa da yeterli desteği göstermelerine rağmen, sonuca bağlamakta sıkıntı çektiler. Önlerinde Gökhan ve Quaresma gibi savunma katkıları çok minimum 2 oyuncu, orta sahada da stoper özellikli bir oyuncu olmaması nedeniyle hücuma çok katılmamaları zaten kolay gol yiyen bir takım için son derece anlaşılır bir düşünce. Ne yazık ki ülkemizde bazen sağ ve sol bekler sadece hücum katkılarıyla değerlendiriliyor ki bu çok yanlış bir düşünce. Bölgesini kapatan, kolay orta yaptırmayan, öbür kanattan gelen toplarda ters kademe özelliği olan oyuncular dünyanın her takımı için(Barcelona’dan 4. Lig takımlarına kadar) daha makbuldür. Hücum katkısı ise bonustur.
 Beşiktaş’ın şampiyonluk yolunda düzeltmesi gereken yönlerinin başında, kolay gol yemek geliyor. Daha iyi bir kaleci ve stoperin yanı sıra, Veli-Tolgay ikilisinin orta sahaya alternatif yaratması bunun önüne geçebilir. Onun haricinde Beşiktaş skoru bulamadığı maçlarda daha sabırlı ve olgun oynayamayı öğrenmesi gerek. Bir silahın tutukluk yaptığı günde, alternatif tehditler yaratabilmesi gerekiyor.
Bir parantez de Şenol Güneş’e açmak gerek; Trabzonspor ve Bursaspor’da yaptığı gibi, Beşiktaş’ta da elinin oyunculara değdiği belli oluyor. Oğuzhan, Cenk, İsmail gibi geçen senenin kulübe müdavimleri, bu sene takımın önemli oyuncuları haline geldiler. Antrenörlüğün belki de en zor yanı olan, elindeki malzemeden maksimum verim alabilme konusunda Şenol Güneş gerçekten çok başarılı. Özellikle Oğuzhan bu sene çok farklı seviyede futbol oynuyor. Bilic’in sakatlık, ceza gibi durumlar haricinde çok fazla düşünmediği, sadece kendisinden çok zayıf rakiplere karşı oynarken Sosa ile birlikte tercih ettiği Oğuzhan bu sene bölgesinin ülkedeki en iyi ve yaratıcı oyuncusu konumunda.
Önceki yazımda da belirttiğim gibi, kritik zamanlardan bir tanesi Ocak 1 itibariyle başlıyor. Doğru transferler, sakatlıktan dönenlerle birlikte ikinci yarıya iyi hazırlanmış bir Beşiktaş’ın bu sene ipi göğüslememesi için hiçbir neden yok.

Yamaç Yaman

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder