Beşiktaş, Konyaspor galibiyetiyle ilk devreyi 11 sene sonra ilk kez lider
bitirdi. 4-0’lık çarpıcı skordan da öte, oynanan tek taraflı oyun daha
cezbedici olan taraftı. Bir ağır siklet boksör ile, tüy siklet boksorün
mücadelesi gibiydi; Konyaspor daha 10. dakikadan itibaren “bu maçı nasıl 0-0
bitiririz” düşüncesiyle oynayarak Beşiktaş’a yapabileceği en büyük yardımı
yaptı.
Aslında iyi yaptığı şeylerle, kötü yaptıkları çok belli olan bir takım
Beşiktaş. İyi yaptığı şeyleri çok iyi yapıyor olsa da, eksiği olan noktalarda
da sorunları aynı oranda büyük. Konyaspor’un sadece pas yaparak, her duran topu
geciktirerek tempoyu düşürme felsefesini benimsemesi belki de uygulanabilecek
en kötü ve çaresiz stratejiydi. Strateji zaten ilk gole kadar tuttu ve direnç
yitirilince arkası geldi. Karşınızda ne kadar iyi bir takım olursa olsun, rakip
kaleyi hiç tehdit etmeyerek puan almak artık çok ilkelce bir düşünce. Aykut
Kocaman’ın maçtan sonra 5 İstanbul takımına yenilmelerinin nedenlerini
sorgulayacağını söyleyemesi, doğru cevabın aslında “ayna” üzerinde yattığını
henüz farketmemesinden kaynaklanıyor.
Mario Gomez, Sosa, Oğuzhan ve Quaresma sahada aldıkları sürenin tamamında
son derece iştahlı ve olumlu işler yaptılar. Quaresma bu sezonki en verimli maçlarından
birini oynarken bile takımına zarar verebilecek bir oyuncu olduğunu da gördüğü
kartla belli etti. Trabzonspor maçında ağzı yanan Şenol Güneş, bu sefer böyle
bir risk almak istemedi haklı bir şekilde.
Andreas Beck ve İsmail yine işin savunma tarafında gayet yeterli bir
performans sergilediler. Atağa da yeterli desteği göstermelerine rağmen, sonuca
bağlamakta sıkıntı çektiler. Önlerinde Gökhan ve Quaresma gibi savunma
katkıları çok minimum 2 oyuncu, orta sahada da stoper özellikli bir oyuncu
olmaması nedeniyle hücuma çok katılmamaları zaten kolay gol yiyen bir takım
için son derece anlaşılır bir düşünce. Ne yazık ki ülkemizde bazen sağ ve sol
bekler sadece hücum katkılarıyla değerlendiriliyor ki bu çok yanlış bir
düşünce. Bölgesini kapatan, kolay orta yaptırmayan, öbür kanattan gelen
toplarda ters kademe özelliği olan oyuncular dünyanın her takımı için(Barcelona’dan
4. Lig takımlarına kadar) daha makbuldür. Hücum katkısı ise bonustur.
Beşiktaş’ın şampiyonluk yolunda düzeltmesi gereken yönlerinin başında, kolay
gol yemek geliyor. Daha iyi bir kaleci ve stoperin yanı sıra, Veli-Tolgay ikilisinin
orta sahaya alternatif yaratması bunun önüne geçebilir. Onun haricinde Beşiktaş
skoru bulamadığı maçlarda daha sabırlı ve olgun oynayamayı öğrenmesi gerek. Bir
silahın tutukluk yaptığı günde, alternatif tehditler yaratabilmesi gerekiyor.
Bir parantez de Şenol Güneş’e açmak gerek; Trabzonspor ve Bursaspor’da
yaptığı gibi, Beşiktaş’ta da elinin oyunculara değdiği belli oluyor. Oğuzhan,
Cenk, İsmail gibi geçen senenin kulübe müdavimleri, bu sene takımın önemli
oyuncuları haline geldiler. Antrenörlüğün belki de en zor yanı olan, elindeki
malzemeden maksimum verim alabilme konusunda Şenol Güneş gerçekten çok
başarılı. Özellikle Oğuzhan bu sene çok farklı seviyede futbol oynuyor. Bilic’in
sakatlık, ceza gibi durumlar haricinde çok fazla düşünmediği, sadece
kendisinden çok zayıf rakiplere karşı oynarken Sosa ile birlikte tercih ettiği
Oğuzhan bu sene bölgesinin ülkedeki en iyi ve yaratıcı oyuncusu konumunda.
Önceki yazımda da belirttiğim gibi, kritik zamanlardan bir tanesi Ocak 1
itibariyle başlıyor. Doğru transferler, sakatlıktan dönenlerle birlikte ikinci
yarıya iyi hazırlanmış bir Beşiktaş’ın bu sene ipi göğüslememesi için hiçbir
neden yok.
Yamaç Yaman

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder