Galatasaray'ın bu halde olmasının herkese göre bir nedeni var. Kimine göre Ünal Aysal'ın yanlış politikaları, kimine göre Fatih Terim'in gidişi, kimine göre oyunculara verilen gereksiz maaşlar ve transferler kimine göre ise Florya'nın iyi yönetilmemesi.
Bunların hepsi doğru argümanlar ve hepsinin bir araya gelmesi de şuanki tabloyu ortaya koydu. Ancak; gelin bir de farklı bir açıdan ele alalım bu durumu.
2011/12 sezonu bambaşka başladı her takım için, patlayan şike davası bir çok dengeleri değiştirdi ve bir önceki sezonu 8. sırada tamamlayan sarı-kırmızılılar Fatih Terim'in gelişi ve yerinde transferler bir anda çok umutlandı şampiyonluk için. Fenerbahçe'nin Niang, Lugano, Dos Santos gibi oyuncuları kaybetmesi bir yana Eboue, Elmander, Ujfalusi, Melo, Muslera gibi çok önemli oyuncuları kadrosuna katan Galatasaray, misyonunu tamamlayan Arda'nın da gitmesine izin verince bir anda müthiş bir potansiyel çıktardı ortaya.
Sezona tutuk başlasa da, sarı-kırmızılılar Arena'da Fenerbahçe'yi 3-1 mağlup ettiği maçtan sonra müthiş bir ivme yakaladı ve sezonu şampiyon bitirdi. Bu o sezonun kısa bir özeti peki o sezonun genelinde neler oldu ? Tamamiyle Fenerbahçe'yi oyunda tutmak adına bir play-off sistemi getirildi Federasyon tarafından. Muhtemelen, puan silinerek Fenerbahçe'ye ceza verilmesi planlanmış ve play-off sistemiyle de Fenerbahçe'nin bu puan silinme cezasından hasarsız kurtulması düşünülmüştü. Ne puan silindi ne de küme düşme oldu haliyle, ancak Fenerbahçe güç kaybettiği sezon istediğini almıştı; Kadiköy'de bariz üstünlük kurduğu rakibine karşı şampiyonluk maçı oynayacaktı sarı-lacivertliler bundan daha iyi bir senaryo planlanamazdı ama sarı-kırmızılılar bileğinin hakkıyla söküp aldı Kadiköy'den şampiyonluğu ve bütün planlar suya düştü. Zaten ''ne hikmetse'' bir sezon uygulanan play-off sistemi bir daha uygulanmadı ve asla da uygulanmayacak ( tabi 3 büyüklerden biri şike olaylarına bir daha bulaşmazsa ve bu ortaya çıkarılmazsa).
12/13 sezonu öncesi mevcut kadronun üzerine Burak Yılmaz ve Amrabat'ı transfer eden Galatasaray gücüne güç katıyordu ki tam o yaz transfer döneminde yeni bir yabancı sınırı açıklandı 6+2 olan yabancı sınırı bir sonraki sezon 6'ya sonraki sezon ise 5'e düşürülecekti. Ekonomik anlamda iyi bir durumda olan Galatasaray bir tarafta ve 13/14 sezonundan başlamak üzere 2 sezon Avrupa'dan men cezası alan Fenerbahçe bir taraftaydı ve ne hikmetse yabancı sınırında 13/14 sezonundan itibaren büyük bir kısıtlamaya gidiliyordu. Yine aynı sezon hakeme tüküren Meireles'in ''Ağzından tanımlanamayan bir sıvı'' çıktığı açıklanmış ve 12 maçlık cezası 5'e indirilmişti, bu cezanın çoğunu da kupada çekmişti Portekizli. Bu sadece bir örnek ama o dönem olanlar unutulmuşa benziyor, hatırlatmak lazım.
12/13 sezonu devre arasında Sneijder ve Drogba gibi iki A class oyuncuyu kadrosuna katan sarı-kırmızılıarın daha fazla transfer yapamıyordu çünkü yabancı sınırıyla eli kolu bağlanmıştı. O sezonu da şampiyon bitiren Galatasaray, Şampiyonlar Ligi'nde de efsanevi bir sezonu geride bırakıyor ve Real Madrid'in ayaklarını titreterek taraftarların ''5,5,5,5'' sesleri eşliğinde çeyrek finalde devler ligine veda ediyordu.
13/14 sezonu ise kaosun başlangıcıydı aslında, Fatih Terim ile Ünal Aysal'ın anlaşmazlığı - tabi burda federasyon ve Fenerbahçe cephesinin çalışmaları da yadsınamaz- Galatasaray'ı kötü günlerin beklediğinin göstergeseydi. Galatasaray'ın çok hatası olmadı mı ? oldu. Her ne kadar eli kolu bağlansa da bu süreci çok daha iyi yönetebilirdi Galatasaray ama bu sürecin başlangıcının sebebi Galatasaray değildi -bu çok önemli- çünkü masa başında oynanan oyunlar bu sorunu başlattı ama Galatasaray da süreci yönetemeyerek adeta ekmeğe yağ sürdü.
13/14 sezonuna aslında Galatasaray yine kuvvetli başlamıştı, kadro korunmuş üstüne tecrübeli Chedjou ve Bruma gibi gelecek vaad eden oyuncular kadroya katılmıştı ama 6'ya düşen yabancı sınırı Avrupa'da başarılı olmak isteyen Galatasaray'ı tökezletti. Ayrıca Galatasaray Alper Potuk'u borsaya bildirmişken neler yaşandıysa o oyuncuyu Eskişehir bir anda Fenerbahçe'ye sattı. Peki bu tökezleme nasıl oldu ? o sezon Amrabat, Muslera, Chedjou, Drogba, Sneijder, Amrabat, Eboue, Melo, Dany, Riera ve Bruma gibi iyi yabancılara sahip olan Galatasaray bunların sadece 6'sını 18 kişilik kadroya alabiliyordu. Bu da kadroda istikrarı imkansız kılıyordu, sadece Şampiyonlar Ligi'nde oynayan yabancılar o arenada tökezliyor, ligde ise bambaşka kadroyla oynamak zorunda bırakılan Galatasaray tökezliyordu. Hatırlayın, şuanda ligin en iyi stoperi olarak gösterilen Chedjou o dönem eleştiri yağmuruna tutuluyordu. Çünkü adam bir maç oynuyor üç maç oynamıyor sonra yine oynuyor derken bir türlü istikrarını sağlayamıyordu. Chedjou ne zaman düzenli oynamaya başladı o zaman ritmini buldu.
13/14 sezonu devre arasında yapılan transferlerin şuanda Galatasaray'ın ekonomisinin en büyük sorunu olduğu söylenir, evet bu doğru ancak Ontivero gibi arkasında ne olduğu meçhul (kimin cebine ne gitti) transfer dışında Galatasaray mecbur olarak yerlilere yatırım yaptı. Burda hata Galatasaray'ın değil çünkü alınabilecek bütün yerlileri kadrosuna kattı Galatasaray, o yerlilerin kötü olması da Galatasaray'ın suçu değil onları tercih etmek zorunda bırakıldı çünkü Galatasaray. Arz-talep eğrisini herkes bilir o dönemde de yabancı sınırı sebebiyle yerli oyuncular pahalıydı ama diyorum ya Galatasaray Salih-Veysel gibi kötü oyuncuları ''yabancı sınırı'' sebebiyle kadrosuna katmak ''zorundaydı''. Yine aynı transfer döneminde Riera, Amrabat ve Dany ile yollar ayrılmış Telles kadroya katılmıştı. Telles'i kadroya katmak adına yabancılarını göndermek zorunda bırakılan Galatasaray güç kaybetmişti.
Galatasaray'ın bir diğer hatası neydi ? anlaşılmayan bir şekilde sözleşmelerinin bitmesine daha iki yıl varken Burak ve Selçuk'un kontratları yüksek meblağlarla yenilenmişti. Bu çok ama çok büyük bir hataydı.
O sezonu da başarılı bir şekilde bitirmişti aslında Galatasaray, Şampiyonlar Ligi'nde Juventus saf dışı bırakılmış ve ligi 2. olarak bitirerek Şampiyonlar Ligi vizesi almıştı. 14/15 sezonu öncesi ise Mancini bu kadroyla başarılı olamayacağını belirterek çok düzgün bir şekilde yollarını ayırdı Galatasaray ile ve Prandelli geldi. Prandelli'nin gelişi de o dönem bence hataydı ama hoca tercihi hatası her kulüpte olabilecek bir hata olarak kabul edilebilir bu futbolun içinde var futbolun içinde olmayan şey ise masa başı oyunlar, bir gecede maddelerin değiştirilerek kulüplere fayda sağlanması. Bu sadece Fenerbahçe için geçerli değil aynı durumda Galatasaray da olsa muhtemelen aynı yol izlenirdi. Bu Türkiye'nin sorunu, kural kitabında yazılanlar büyük güçlerin aleyhine ise asla ve asla o kurallar uygulanmıyor.
14/15 sezonu ile devam edelim yabancı sınırı 5'e düşmüştü, sarı-kırmızılıların yine eli kolu bağlıydı. Burak ve Selçuk'a gereksiz kontrat verip kendini daha da zor durumda bırakan Galatasaray kadro anlamında güç kaybetmeye devam ediyordu. Yabancı transferi yapmak mevcut kuralla mümkün değildi dolayısıyla yerli oyuncu almak durumundaydı Galatasaray. Tarık ve Yasin alındı yüksek meblağlarla ve Olcan. Bu üç oyuncunun da Galatasaray kalibresinde olmadığı çok açıktı ancak yabancı sınırı bu transferleri yapmaya mecbur bıraktı Galatasaray'ı ve Şampiyonlar Ligi'ndeki Galatasaray, izlediği yanlış politikaların da etkisiyle Avrupa'daki rakiplerin çok gerisinde kaldı. Çok değil bir önceki sezon üst düzey yabancılara sahip olan sarı-kırmızılılar bir anda Sneijder-Melo-Muslera-Chedjou-Telles ile sahaya çıkmak durumunda kalmıştı. Bruma gibi bir yatırımdan da faydalanamıyordu asla Cimbom, gelişmiş liglerin neresinde böyle bir uygulama var ben bilmiyorum bilen aydınlatsın. Diyebilirsiniz, ''almasaydı o zaman Galatasaray Bruma'yı'' evet bu olabilirdi ama kafada bir proje vardı. Galatasaray bu projeyi uygulamayı seçti ama genç bir oyuncu sırf ''yabancı'' olduğu için forma şansı çok azalıyordu ve onun yerine daha az potansiyelli ve çalışma disiplininden uzak ''yerliler'' haketmeden forma alıyordu ve bu sadece o dönem sıkıntılar yaşayan rakiplere yarıyordu. Bruma'nın futbolculuğu tartışılır ama onu transfer eden takıma onu oynatma imkanı verilmemesi ise bence tartışılmaz. Galatasaray 2 sezon boyunca sırf bu sebepten dolayı elindeki yabancılardan faydalanamadı. Yerel ligde bu bir bahane değil zaten olamazdı, Galatasaray'ın o kötü kadrosu bile 4.yıldızı takmayı başardı ama Avrupa'da bu yeterli bir bahaneydi. Türkiye'de Sabri-Tarık-Olcan-Burak ile pekala başarılı olabilirsiniz ama Avrupa'da bu mümkün değil.
Peki 15/16 sezonu öncesi ne oldu ? Fenerbahçe'nin Avrupa Kupaları cezası bitti ve ''ne hikmetse'' o sezonda yabancı sınırının kalkacağı açıklandı 2014 Aralıkta. İnanılmaz değil mi ? Şimdi bu resme bir daha bakalım, yabancı sınırı ve federasyon oyunlarıyla önü kesilmeyen bir Galatasaray, kendi yaptığı yanlışları yine yapmış olsa da bu durumda olur muydu ? Bence bu mümkün değil. Sarı-kırmızılılar Burak-Selçuk kontratında, Drogba'nın yollanıp Pandev ve Dzemaili'nin getirilmesinde, Fatih Terim-Ünal Aysal tartışmasının yönetilememesinde büyük hatalar yaptı ama yukarda anlattığım sebepler olmasaydı Galatasaray asla bu kadar kötü durumda olmazdı. Galatasaray, tam rakipleriyle farkı açacağı dönemde Türk Futbol Tarihi'nde görülmemiş uygulamalara gidildi ve sarı-kırmızılıların özellikle uluslararası arenada çok daha başarılı olması engellendi. Lokal ligimizde bu büyük etki yaratmadı çünkü sarı-kırmızılılar 4 senede 3 şampiyonluk almayı başardı ama bu başarının da sürekli hale gelmesi bu tür oyunlarla engellendi.
Lafın kısası, Galatasaray'ın şuanki halde olmasının nedenleri arasında kendi hataları var ama bunların hepsi, o şaha kalkılan dönemde Galatasaray'ın önünün kesilmesi ile başladı.

tamamen katılıyorum. tarafsız (!) federasyon ne zamanki fb ve bjk avrupa'ya katılmaya hak kazandı, kaldırdılar yabancı sınırını. hem de yabancı sınırını kademeli olarak azaltacağız dedikten 2-3 ay sonra. o esnada yabancı sınırı kaldırılsaydı uçar giderdi bu takım. ek olarak yerli futbolcuların inanılmaz form düşüklüğü ve yetersizlikleri de buna tuz biber oldu.
YanıtlaSil