Beşiktaş bugün itibariyle tam 1 aydır lig maçı oynamıyor. Yine bir anormallik olmaz ise 3 Şubat’a kadar da oynamayacak. Dünyada artık az ligde uygulanan lig arasının akabinde başlayan kar fırtınaları ve ligin sebepsizce bir hafta oynatılmaması nedeniyle Beşiktaş fikstüründe oldukça geride kaldı.
Bu durumun yarattığı olumlu taraflar var elbette; öncelikle transfer döneminde kaleci ve stoper gibi uyumun hassas olduğu bölgelere transfer yapan Beşiktaş, bu oyuncuları adapte edebilmek için zaman kazanmış oldu. Sakatlıklar, hazır olmayan oyuncuları da yetiştirecek süre doğması elbette avantaj. Bu süreçte Boyko ve Alexis’e kupa maçlarıyla ve idmanlarla uyum sağlama imkanı yaratıldı. Tolgay ve Veli gibi Beşiktaş’ın dönmelerini dört gözle beklediği iki oyuncu da yavaş yavaş lig temposuna uyum sağlayacak duruma gelmiş olabilir bu süreçte. Öte yandan ertelenen maçlar o tarz zeminlerde oynansaydı, Beşiktaş için çok tercih edilir bir durum olmazdı. Beşiktaş gibi rakip kaleye dikine giden, dripling yapan, 2’ye 1’ler ile ceza sahasına giren bir takım için bozuk ve sert zemin, en güçlü rakip kadar büyük engel teşkil edecekti.
Bir kaç ufak pozitif tarafın yanında büyük resime bakıldığında ise tablo sıkıntılı; ben sezon başından bu yana Beşiktaş’ın şampiyon olması için Avrupa’dan elenmesi gerektiğini düşünüyordum. Hem bu iki kulvarın yarattığı psikolojik hasar, hem de kadronun iki yarışmayı bir arada götürecek derinliğe sahip olmaması bunun nedenleriydi. Sıkışık bir Şubat ayı geçirecek olan Beşiktaş, zaten bu avantajını otomatik olarak yitirmiş oldu, zira Fenerbahçe ve Galatasaray Avrupa’da oynarken Beşiktaş da aynı günlerde erteleme maçları oynayacak.
Ek olarak şampiyonluğa oynayacak her takımın bir momentuma ihtiyacı var. Kazananan takım olmak zor edinilen bir alışkanlıktır. Bu alışkanlığın varlığı, takımı tansiyonu yüksek maçlarda daha dirençli ve güçlü tutar. Maç oynamamak ve zamanı boş geçirmek ise bu ivmeyi yok edebilir. Özellikle Beşiktaş gibi psikolojik olarak son derece hassas ve kırılgan bir takımın kazanmadan bir süre geçirmesi çok iyi bir durum değil. 3 Şubat’ta oynanması beklenen Mersin İY maçı ise kanımca çok kritik. Fenerbahçe maç fazlasıyla da olsa öne geçerek Beşiktaş’a baskı yaratmış durumda. Mersin İY maçının kazanılması ise bu kazanma alışkanlığını edinmek için çok önemli. Benim kişisel değerlendirmemde, şu an ligin en zayıf takımı Mersin İY.
Maç oynamak futbolcu için aslında en güzel antreman şeklidir. Yıpratıcı etkiler bir tarafa, kimsenin izlemediği ve %70-80’inin fiziksel kapasiteyi arttırmak için yapılan çalışmalarla geçen antremanları futbolcular fazla sevmez. Müsabakalardan mahrum kalmak psikolojik memnuniyetsizlik yaratır. Ek olarak Trabzon’da kar nedeniyle mahsur kalmak ve maç için tekrar gitmek zorunda olmak da sevimsiz bir durum.
Beşiktaş’ın bu süreci iyi atlatması Şenol Güneş’in elinde. Oyuncuları sıcak ve psikolojik olarak dirençli tutup tutamadığını Mersin İY maçında anlama imkanımız olacak.
Bir paragraf da kupa maçlarına açmak istiyorum; Mersin İY maçı, eğer kupa maçları olmasaydı bir gün sonra oynanabilecekti. Dünyanın en absürd liginde bile kupalar lig usulü yapılmıyor. Herşeyden önce mantığına aykırı. Siz alt lig takımlarını da katarak bir organizasyon yapıyorsanız, onlara süpriz şansı tanıyacaksınız ve bu da tamamen eleme sisteminden geçiyor. İngiltere’de boşuna 4. Lig takımları çeyrek-yarı final seviyelerine ulaşmıyor. Yayıncı kuruluşa 2 maç fazla yayınlatmak için, hem organizasyonun heyecanının içine limon sıkılıyor hem de maç trafiği oldukça artıyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder